Bir Waldorf Öğrenme Kuramının Bakış Açısından Online-Öğrenim

yazan birgul tastan

02/04/2020

Martyn Rawson tarafından kaleme alınmıştır, Kiel’deki Waldorf Öğretmen Semineri / Stuttgart Bağımsız Yüksek Okulu / Hamburg’daki Christian Morgenstern Okulu’nda öğretmenlik yapmaktadır.

Çeviri: Bereket Uluşahin

Günümüzde çocuklara ve gençlere evde eğitim vermeyi zorunlu kılan durum karşısında Waldorf Pedagojisi açısından öğrenmenin ilkelerine bir göz atmak yararlı olacaktır. Birkaç yıldır Waldorf Pesagojisi’nin bir öğrenme kuramının formülasyonu üzerinde çalışıyorum (Rawson, 2018, 2019, 2020); benzer çalışmalar yapmaya yalnız Jost Schieren (2012 a &  b) ve Peter Loebbel (2000, 2017) kalkışmışlardır. Bu çalışmam bana Waldorf Pedagojisi’nin bakış açısından evde online öğrenime ilişkin şimdiki birkaç düşüncemi açıklama olanağı veriyor.

Son iki hafta içinde bizzat iki lise sınıfına online ders verdim ve bütün yaş gruplarına öğretmenlik yapan meslektaşlarımla yakın bir temas içindeyim. Ayrıca bu makaleyi hazırlarken, benzer durum nedeniyle altı haftadır öğrencilerine evde eğitim veren Çinli Waldorf meslektaşlarımın deneyimlerine de başvurma olanağı buldum.

Öğrenmeye ilişkin daha kapsamlı uygulamalara ilgi duyanlar, bunu İngilizceye ağırlık verilen www.learningcommunitypartners.eu web sayfasında bulabilirler. Benzer bir metnin Almancası iki bölüm halinde öğretmenler sirkülerinde yer almaktadır (bk. aşağıda verilen kaynaklar). Okumakta olduğunuz metin, öğrenmeye ilişkin önemli süreçlerin bir özetidir. Burada online eğitim ve evde eğitime ilişkin uygulamalar ayrı konu başlıkları altında irdelenmektedir. Bu metnin amacı değinilen her sürecin haklılığını göstermek ya da bunların kanıtlarını ortaya koymak değildir – bunlar yukarıda bahsi geçen kaynaklarda yer almaktadır.

Antroposofinin ve insan biliminin bakış açısından öğrenme

Öğrenmenin hem çocuklar hem de gençler için geçerli olan bir tanımıyla başlamak istiyorum. Öğrenme, insanın tinsel çekirdeğinin (‘ben’), içinde bulunduğu bedenle (fiziksel beden ve yaşamsal süreçleri) bağlantıya geçerek kendisi, başkaları ve dünya ile bir ilişki kurma arayışına girdiği bir bireyleşme sürecidir. Bunu kendini oluşturma süreci olarak tanımlarız: Kişinin, başkasıyla, içine yerleştirilmiş olduğu doğayla, canlanmış dünyayla, sosyal ve kültürel yapılarla yüzleşerek kendini oluşturması anlamına gelir. Bu sağlam ve tutarlı bir kimlik ve eylem yeteneğini, diğer bir deyişle içinde bulunulan belirli bir durumda özgürce hareket etme yeteneğini geliştirme çabasıyla olur. Bu süreci dönüşümsel (transformatif) öğrenme olarak adlandırırız ve bu insanın bütününü kapsar.

Antroposofik insan biliminin bakış açısından, yaşamın diş değişimine kadarki ilk evresinde yaşama süreçlerini şekillendiren ve örgütleyen güçler, kısmen bedenden serbest kalarak ortaya çıkar ve kullanılır hale gelirler. Bu güçler çocuğun düşüncelerinin, hislerinin ve istemlerinin şekillenmesine, sonrasında bireyleşmesinde rol oynarlar. Bu süreci ‘öğrenme’ olarak tanımlarız. Ruh kişinin kendi duyuları ve duygusal yansımalarının yaşattığı deneyimleri toplar ve bunları anı olarak kaydeder. Zamanla tin –Steiner’e göre Ben – bu bedene kazınmış deneyimlerin ‘meyvelerini toplar’ ve bunlardan eğilimlerini ve yeteneklerini oluşturmak ve geliştirebilmek için gereken güçleri elde eder. Ben ya da onu sahiplenmiş olan tinel form (Gestalt), edinilmiş deneyimlerde yaşayan güçlerle büyür ve uzun süreli yetenekler geliştirir. Yeni bir yetenek geliştirmişsem, daha önce hiç yapmamış olduğum bir şeyi yapıyorsam, artık başka bir kişiyimdir. Bu nedenle dönüşümsel öğrenmeden bahsederiz. Bu öğrenme yalnız bilgi ve beceri birikimini sağlamakla kalmaz, kim olduğumuzu ve olacağımızı da belirler. Örneğin okumayı öğrenmişsek, artık dünyayla bağlantımız da değişir. Daha deneyimli oluruz ve daha karmaşık olguları daha değişik ve derinlemesine anlayabiliriz. Bununla birlikte, eğer öğrenme tek taraflıysa, tek taraflı fiziksel, entelektüel ya da çok duygusalsa, böyle bir öğrenme dönüşümsel değildir.     

Öğrenme ve motivasyonun rolü

Çocuklar ve gençlerin öğrenmeleri her zaman doğrudan ve rastlantısaldır. Biçimsel ve yapılandırılmış yönlendirmeler ve titizlikle şekillendirilmiş öğrenme ritimleriyle öğrenme sistematik hale gelir. İnsanlar ilgi duydukları ve içten motive oldukları için öğreniyorlarsa, öğrenmeleri ve öğrenme yetenekleri büyük ölçüde artar. Biyografi bakımından önemli ve yaşa uygun deneyimlenmesi nedeniyle buna yaygın öğrenme denir. İnsanlar dış beklentiler ve dış baskı nedeniyle öğreniyorlarsa ya da öğrenmek zorundalarsa, gerektiği kadarıyla yetinirler. Bunu savunmaya dayalı öğrenme olarak tanımlarız. Bu bağlamda ilginç olabilecek iki kavram daha vardır. ‘Yüzeysel öğrenme’ olguların, sözcüklerin ya da sözlerin kısa süreyle bellekte tutulmasını ifade eder, ‘derin öğrenme’de ise deneyimler anlamlı bir bağlam içinde yer alır ve uzun süreli bir kavrama sürecinin parçasıdır. Derin öğrenme öğrenilenin uygulanması ve geniş bir alana yansıtılmasıyla gelişir. Kavramlar canlı tutulur ve ömür boyu yeni deneyimlerle zenginleşir. Her önemli deneyim, kendisinden sonraki deneyimleri etkileyerek daha geniş bir anlayışı olanaklı kılar.

Öğrenmenin ön koşulları 

Waldorf Pedagojisi’nin bakış açısından öğrenmeyi olumlu etkileyen bir dizi etmen vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  • Rahatlamış olmak ve kendini güvende hissetmek,
  • Öğrenme ortamında kendini ‘evinde’ hissetmek,
  • Öğrenen bir sosyal çevreye onun parçası olarak katılmak,
  • Desteklendiğini hissetmek ve öğrenme için gerekli gereçlere sahip olmak,
  • Ödevlerin anlaşılır olduğu hissini taşımak,
  • Çaba gösterme ve katılımın anlamlı olduğunu hissetmek,
  • Durumla uyum içinde olduğunu hissetmek ve önemli duyularını açık tutmak.

Okulda öğretmenler ana derste ve uzmanlık derslerinde bu koşulları her gün yeniden oluşturmak için epey uzun zaman harcarlar. Buna genelde dersin ritmik bölümü adı verilir.

‘Uzaktan Öğrenim’, Online öğrenim için bunların anlamı nedir?

  • Öğretmenlerle öğrenciler, öğretmenlerle veliler ve öğrencilerin kendi aralarında yaptıkları her şeyle birbirlerine bağlı olduklarına ilişkin kolektif deneyime katkıda bulunacak iyi iletişim kanalları olması gerekir. Her şeyden önce herkesin bu iletişim kaynaklarına kolayca ulaşımı sağlanmalıdır. (Ailelerin dijital medya donanımları farklı olabilir ve farklı kaynaklara sahip olabilirler. Bazıları sosyal, ekonomik ya da akademik açıdan daha avantajlı bir konumda olabilir.)
  • Çocuklar ‘evde eğitime’ bir dizi koordinasyon egzersiziyle başlamalıdır. Tek başına olsa da kasları germe, zıplama gibi beden duyularını ve denge duyusunu etkinleştiren hareketler, çarpım tablosu egzersizleri, ezbere şiir okuma ve şarkı söyleme gibi. Bunları tek başınayken de yapmalıdır. Öğrenime beden egzersizi yapmak üzere düzenli olarak ara verilmelidir: Merdiven çıkma ve inme, hoplama, zıplama, el çırpma, vb. gibi.
  • Birbirimizle buluşamasak bile öğretmenle sınıfı arasında hangi medya aracıyla olursa olsun her gün ilişki kurulmalıdır. (Burada yaşa uygun çözümler önemlidir.)
  • Net açıklamalar ve kendine güveni az olanların desteklenmesi önemlidir.
  • Öğrenciler, birbirleriyle iletişim içinde kalmaya ve yardımlaşmaya özendirilmeli ve cesaretlendirilmelidir.

Steiner’in tanımıyla ‘ruh ekonomisi’ öğretmenler açısından bu ön koşulları içermektedir. Sağlıklı öğrenme, en az sürede en fazla materyalin kullanımı olanaklı kılınır ve en basit araçlarla sağlanırsa gerçekleşir.

Elbette bu hiçbir çocuk ya da gencin dikkatini dağıtmayacak şekilde yapılmalıdır. Sağlıklı öğrenme için sağlıksız öğelerin minimize edilmesi ve rahatlık duygusunun maksimize edilmesi şarttır.

Öğrenciler temel olarak bir uyumluluk, tutarlılık hissine ihtiyaç duyarlar. Bu kendilerinden bekleneni anlama hissidir, ödevlerin üstesinden gelebilme hissidir, gerekli araç ve gerece sahip olma hissidir ve ödevlerin kendileri için anlamlı olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyarlar.

Online öğrenim için bunların anlamı nedir?

  • Yeterli ve aynı zamanda basit bir tekniğe dayanan materyal sağlayın. Ödevlerin belirlenmesinde berrak olun, hedefleri ve çalışma yöntemlerini düzenli olarak yineleyin. Öğrencilerden de ödevleri anladıkları ve iş başında olduklarına ilişkin geri bildirim isteyin.
  • Öğrencilere ödevlerine ne kadar zaman ayırmaları gerektiğini açıkça belirtin. Somut bir süre belirleyin. Sınıftayken öngörülen eğitim süresinin aşılmaması gerekir, hatta bu süre daha kısa da tutulabilir. (Aksi takdirde çocuklar ve veliler de yeterince çalışmadıkları veya doğru şeyleri yapıp yapmadıkları kaygısı duyabilirler).
  • Çocuklara, yoruldukları zaman ara verip başka şeylerle meşgul olmalarını öğütleyin.
  • Doğrudan iletişimindeki eksiklik nedeniyle öğrenciler fiziksel dersliktekine oranla daha çok ilgi ve yönlendirmeye gerek duyarlar.

Ruh ekonomisini aşağıdaki etmenler önemli ölçüde etkiler:

  • Öğrenmenin niteliği öğretmenin ne derinlikte bir hazırlık yaptığına bağlıdır – öğretmen öncelikle öğrencilerin öğrenmeleri gereken önemli noktaları bilmeli ve bu merkezi noktalara ilişkin öğrencileri aydınlatacak bir ‘input’  hazırlamalıdır. (Bu öğrenme koşullarında öğrenilemeyecek şeylerin bir kenara ayrılması da bu işin bir parçasıdır.)
  • Öğretmenin hem dersin konusu hem de öğrencilerle coşkulu bir ilgi içeren güçlü bir bağ kurması gerekir.
  • Materyaller ve öğrenme süreçleri, öğelerin teker teker bir bütünün parçaları olduğunu ifade edecek, olabildiğince sanatsal bir yaklaşımla sunulmalı ve materyaller estetik açıdan üstün bir nitelik taşımalıdır.
  • Materyaller öğrenci grubunun kendine özgü öğrenme gereksinimleri ve yönelimlerine uyarlanmış olmalıdır.
  • Ödevler, seviyeleri ve ilgileri farklı olan öğrenciler için çok olasılıklı bir çeşitlilikle sunulmalıdır.
  • Düzenli olarak bireysel geri bildirim ve daha sonraki adımlara ilişkin öneriler önemlidir. Öğrenciler, kendilerinden ne beklendiğini bilmelidir. (Burada da yaşa uygun yöntemler bulunmalı ve beklentiler formüle edilmelidir.)

Buradan evde-Online-Öğrenim için şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:

  • İçinden geçtiğimiz dönemin gereksinimlerini ve kısıtlamalarını göz önünde tutan materyaller seçin ya da tasarlayın. (Gerekirse dijital sunumlardan yararlanın.)
  • Öğrencilere verilecek ödevlerin ne çok fazla ne de çok az olması açısından diğer öğretmenlerle eşgüdüm içinde hareket edin.
  • Ödevleri farklı yaklaşımlara izin verecek şekilde düzenleyin. Ödevler ideal olarak anne ve babalardan yardım alınmadan yapılacak şekilde hazırlanmalıdır. (Bazı anne ve babaların diğerlerine göre daha çok vakitleri olabilir. Anne ve babaların öğretmenliğine güvenmeyin.)

Öğrenmenin farklı evreleri vardır. Aşağıdaki tablo bu evrelere ilişkin ‘normal’ eğitimdeki uygulamalarının yanı sıra bunların online öğrenimde ne şekilde ele alınacağını göstermektedir:

Bunlara da göz atın