Stajyer sınıf öğretmenleri içlerindeki ikinci insanı takip etmeliler- Eğitsel makale

yazan birgul tastan

Hazırlayan: Claus-Peter Röh 

Çeviri: Günay Demez

Goetheanum’da Pedagoji Bölümü Eş Başkanı olan Claus- Peter Röh soruyor: Günümüzde iyi bir öğretmeni yapan asıl şey nedir?  

Hayalindeki işine bir Waldorf okulunda sınıf öğretmeni olarak başlamak isteğinde olan bir öğrenci, eğitimini tamamladı. Okul açıldıktan altı ay sonra bu öğretmen şöyle dedi: “Bize seminerde hakkında bir şey söylemediğiniz bir konu var”. “Bu gerçekten lunaparkta bir hızlı trene binmeye benziyor. Hiç bir gün, bir sonrakine benzemiyor ve bazen nasıl hayatta kalacağımı gerçekten bilmiyorum. Ama işte bu, mevcut işler arasında en büyük olanı.” Onu en çok etkileyen şeyin ne olduğu sorusuna, genç bir öğretmenin cevabı şu oldu: ”Çocukların büyük beklentiler içinde olması; bu son derece gerçek bir şey! Beni kamçılıyor ve aynı zamanda sürekli insani duyarlılık içinde olmam konusunda beni destekliyor.

“Nasıl iyi bir öğretmen olurum?” sorusu, meslektaşlarıyla yapılan bir çalışma grubunda genç öğretmenler arasından ortaya çıktı.  Onlar için iki şeyi önemli görünüyordu: Konunun iyi hazırlanması, aynı zamanda bir ders için gerekli araç gereci bize sunar. Ama konunun sınıfın içinde canlanıp yaşar hale gelip gelmemesi,  öğrencilerin kendilerini açıp konu içeriğiyle içsel ilgi halinde bir bağlantı kurup kuramamaları, öğretmenin bir insan olarak öğretme yöntemini o konumda nasıl elinde tutabildiğine bağlıdır.

Öğretmenler, bütün bir insan olarak iç dünyalarında neler olup bittiğini fark edebilmek için mutlaka kendi iç dünyalarına dalmalıdırlar. Yine de öğrencileri kendi gelişim aşamalarında anlama, meydan okuma ve desteklemeyi amaçlayan eleştirel farkındalığa sahip bir yöntem kullanmalıdırlar.

Her derste iç değerler, davranışlar ve yetenekler somut dış eylemlere dönüştürülür. Buna karşılık, bir derste olanlar, ilgili eğitim ile öğretmenin iç tutumu ve yaklaşımı üzerinde karşılıklı etkiye sahip olabilir.

Eğitim ile Kişisel Eğitimin Uyumu

Öğretmenler kendisi üzerinde ne kadar çok çalışarak iç tutumu ile dış davranışları arasındaki uyumu güçlendirmeyi başarırlarsa, sınıfla karşı karşıya kaldıklarında, o kadar fazla kendinden emin ve özgüvenli olurlar.  Çocuklar öğretmenlerinin kendi kendilerine nasıl çalışıp ne gibi yetenekler elde ettiklerini sezerler. Mahatma Gandhi hakkında anlatılan bir öykü, bu bağlantının iyi bir örneğini sunar: Bir keresinde Gandhi, çocuğuna çok fazla şeker yemeyi bırakmasını söylemesini isteyen bir anneyle konuşmuş. Ona üç ay sonra tekrar gelmesini söylemiş, sonra oğluna bir şey söylemiş.  Ve öyle olmuş. Çocukla konuştuktan sonra, annesi, bu basit birkaç sözü söylemek neden üç ay zaman aldı, diye sormuş. Gandhi de, “Önce kendimin tatlı sevme alışkanlığımın üstesinden gelmeyi öğrenmem gerekti.” diyerek cevaplamış.

Gandhi burada eğitimin temel bir kuralına değinmektedir. Yetişkinler ilk önce çocukların kendilerini izleyerek ne öğreniyorlar, bunun farkındalığını çalışarak edinmeleri gerekir. Rudolf Steiner de oldukça farklı bir yöntemde de olsa kendi kurallarından bahseder. Çünkü insanoğlunun bir sonraki en yüksek bileşeni, her zaman bir önceki daha düşük bileşen üzerinde çalışır. Bu kendi kendine öz eğitimin yanında, eğitim için de geçerlidir.

Çocuğun düzlemi: ———————— Öğretmenin etki düzlemi:
Fiziksel Beden ………………………………….. Eter Beden (Canlılık Bedeni)
Eter Beden (Canlılık Bedeni) ……………….. Astral Beden (Duyumsama Bedeni)
Astral Beden (Duyumsama Bedeni) …… Ben
Ben …………………………………………………. Tinkendi

Bu kuralın geçerliliği gündelik öğretme sürecinde birçok farklı yolla görülebilir. Anaokulu Öğretmenleri kendi kendilerine edindikleri inanç, kanaat ve düşünceleri aracılığıyla, kendi astral bedenleri ve eterik- ritmik yaşam güçlerinin içinden geçerek çaba gösterirler ve büyümenin eterik fiziksel yaşam gücü organizasyonu içine doğru hareket ederek çalışırlar. Ne kadar çok güvenlik, katılımcılık ve itina ile yakınlık atmosferi ve çocuğun yetişkinler tarafından desteklendiği duygusu oluşursa, o kadar iyi büyür ve gelişirler.

Diş değişim zamanı geldiğinde çocuğun eterik yaşam güçleri hafızayı, hayal gücünü ve yaratıcılığını yeni yeteneklerle dönüştürür, sınıf ve branş öğretmenleri bu dönemde öğrenmenin bu kuvvetli eterik gücüne en iyi şekilde kendi astral vücut yetenekleriyle ulaşırlar ve en iyi şekilde gelişebilmesini sağlarlar. Bir şarkıya başlamak, sabah bir şiir okumak, bir hareketi yakalayarak oradan anlatmayı sürdürmek, öğrencinin her türlü öğrenme durumunu algılama,  yazarken rehberlik etme ve hikâye anlatımı sırasındaki dili hissetmek. Bütün bu aktivitelerin her birinin niteliği, Ben’in nüfuz ettiği dönüştürülebilir astral beden tarafından belirlenir ve sunulur.

Eğer bunu takiben astral bedenin ergenlik sırasındaki sezgisel gücü özgür bırakılırsa, sınıf ve branş öğretmeni çocuğa yaklaşım ve davranışlarını değiştirmek zorundadır: şimdi çocuk artık dolaylı yada doğrudan öğretmenin Ben’inin, itina ve özen ya da organizasyon bakımından daha güçlü bir şekilde dahil olmasını ummaktadır. Gençler yetişkinlerin okul gemisine nasıl rehberlik ettiklerini ve beklenmedik durumlarda nasıl tepki verdiklerini uyanık biçimde fark eder ve yansıtırlar.

Kişisel eğitim sayesinde öğretmen olarak bizler, bütün bu seviyelerdeki aktiviteleri olumlu biçimde etkileyebiliriz: Eğer biz eğiticiler insan olarak kendi öz eğitimimiz üzerinde çalışırsak, öğrenciler de bizi öğrenenler olarak deneyimlerler. Yetişmekte olan gencin, kendi çabasının gücüyle gelişmek isteyen tarafı, öğretmenin öz eğitimle kendi içinde ulaşabildiği bu erdemler sayesinde yönünü bulur ve cesaretlendirilmiş olur. Bu yolla, sınıf öğretmeni sekiz yıllık eğitim süresince kişisel eğitimini ve sınıfın eğitimini harmanlamış ve uyumlamış olur.

Danimarkalı Waldorf öğretmeni Holger Mellerup sınıf öğretmenlerinin kişisel gelişimi tartışmasında, sekiz yıl boyunca sınıf öğretmeni olarak öğrencileri eğiten ve onlarla birlikte gelişen her öğretmenin, yedinci ve sekizinci sınıf eğitimi sırasında oldukça fırtınalı ve mücadeleci bir dönem yaşadıklarını söylemektedir. Bu sayede de bir sonraki dönem yeni birinci sınıfı için gerekli olan sevilen bir otorite olmasını sağlayacak örneğin cesaret ve alçakgönüllülük gibi insanı güçleri elde edebilir.

İçten Gelen Öğüt

Eğitimin kişisel gelişim bakış açısından insan biyografisine bakarsak, bazı etkileyici noktalar keşfedebiliriz. Johann Gottlieb Fichte, “Yeryüzündeki hiç kimsenin kendi güçlü özelliklerini kullanmama ve başkalarının yetenekleri, gücü doğrultusunda yaşamayı seçme hakkına sahip olmadığı” görüşünü savunmuştur. “İnsanoğlu sahip olduğu güçlü özellikleri, mücadele ederek ve sonrasında kendi kendinin üstesinden gelerek elde eder. İrade mutlak gerçekliktir.”

Çağdaş raporlardan Fichte’nin kendi fikirlerini Berlin Üniversitesinde ne kadar güçlü sunduğunu okuduğumuzda, bu “iradenin felsefecisinin” dış yüzü belirginleşiyor. Ama bu dıştaki gücün kaynağı,  onun derinliklerine kadar uzanıyor. Vicdanın sesi üzerine yazdığı yazıda şöyle der, “Onu dinlemek, ona korkmadan ve dürüstlükle ve taraf tutmadan itaat etmek, bu benim yegâne kaderim, bütün varlığımın tek amacıdır. Anlamsız ve doğru olmayan boş şeyler yapacak olursam, hayatım sonlanır.”

Fichte,  “korkusuzca ve dürüstlükle” bu iç mercie dönerek, kendindeki “tinkendine” dokunur. Bu geleceğin bir manevi gücü olarak duruyor- uyanık izleyen bir arkadaş gibi, “ben” den daha da yüksekte. Günlük okul hayatında, dışarıdan görülemeyen ama güçlü içsel etkileri olan bu güç,  öğretmenlerde ve öğrencilerde kolaylıkla fark edilebilir: Bir dersin ortasında, hemen ardından ya da akşam ders tekrarı yaparken ya da ertesi sabah. Sıklıkla gerçekçi, sevgi dolu ve kokuşmayan, üstelik hareketlerimizi not eden bir iç ses, eylemlerimizde daha iyi ve farklı bir şekilde neleri yapabilecek olduğumuzu söyleyerek işitilir hale gelir. Öğretmenler bu sesin, içlerindeki bu bilge, kendisinden daha üstün insanın farkındalığını uygularlarsa ve kendi eksikliklerinin ayırtına varıp mükemmel olmadıklarını kabul ederlerse, o zaman kendileri için buradan yeni bir öğretme dürtüsü yaratabilirler. İnsan Bilim derslerinde Steiner, ilk Waldorf okulu öğretmenlerini, içlerindeki bu “ikinci insanı” dinlemeleri konusunda cesaretlendirir.  “Ama içinizde ek olarak yaşayan bu insan, bu ikinci insan, içinde sürekli olarak – artık düşünmede değil, ama istemede, iradede – bazı şeyleri ikinci bir kez yeni baştan yapacak durumda olsaydı, nasıl da farklı yapacağı konusunda gayet berrak bir imge, bir resim geliştirir. İçinde yaşayan bu ikinci insanı hafife alma.”

İç ve dış dikkat arasındaki denge

Öğretmenler farklı birçok yöntem ile bu içimizdeki insanı algılamayı deneyebilirler. Örneğin eğer dersin ve bizim kendi yaptıklarımızın yeniden gözden geçirilmesi iyi bir alışkanlık haline gelmişse, buradan bir sonraki ders için yeni itkiler ve niyetler ortaya çıkabilir. Başka bir gelişme ise meditasyondur. Gün içerisinde kısa bir süre kendi gücümüz ve kararlılığımızla tamamıyla bir düşünceye odaklanmak, büyük ölçüde öz denetim ve çaba gerektirir. Bir süre bu şekilde sürdürdükten sonra, yoğunlaşmamızda bizi destekleyen ve gittikçe artan bir içsel güç deneyimleriz. Meditasyon kendi kendini ne kadar daha fazla taşımaya başlarsa, dikkatimizi resimsel veya sözlü içeriğe odaklayabileceğimiz özgürlük de o ölçüde artar.  

Böyle bir konsantrasyon başlangıçta, gündelik dış olaylarla karşılaşma şeklimiz için şaşırtıcı bir sonuç doğurur. Bu dış olayların algılanmasındaki haz büyür. Sınıfın yeni bir şeyleri oluşturma atmosferi ya da bir öğrencinin sorduğu farklı bir soru oluşturma yöntemi ya da bir diğer öğrencinin yaptığı işte kendi yaratıcı gücü ile sanatsal bir iş çıkarması, bizlerin merakını ilgisini arttırır. Bütün belirsizlik ve endişeye rağmen iç ve dış arasındaki bu salınım, bizi bir sonraki dersi haz ile beklemeye iter ve ne getireceğini merak etmemize neden olur.

Böylesi yaratıcı bir dengenin yöneticileri işte, eğitim ve kendi kendini yetiştirme arasındaki uyum üzerinde çalışan öğretmenlerdir.

Yazar Hakkında: Claus–Peter Röh, Flensburg Waldorf Okulunda 28 yıl sınıf öğretmeni olarak çalışmıştır. Ayrıca müzik ve din derslerini de öğretmiştir. Bugün, Dornach Goetheanum’da Florian Oswald ile birlikte eş başkan olarak Pedagoji Bölümünü yönetmektedir.

Alındığı Kaynak: https://www.erziehungskunst.de/artikel/klassenlehrer/wer-klassenlehrer-werden-will-muss-seinem-zweiten-menschen-folgen/

Bunlara da göz atın