Euritmi doçentimiz Roberto Pellacini eşliğinde 10 hafta sonu süren seminerimizde hazırlandığımız Euritmi gösterimizi büyük bir coşkuyla sunduk. Türkiye’de ilk defa yapılan bu gösterinin, ilerideki Euritmi gösterilerine esin kaynağı olmasını diliyoruz…
Doçentimize, piyanistimiz Asrın Can Akalın’a, katılımcılarımıza ve İELEV Eğitim Kurumları’na sonsuz teşekkürlerimizle…
Gösteri videosuna bu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=HP6bFmgCHXw
Roberto Pellacini’nin Açılış Konuşması:
“Yıldızlar bir zamanlar insanlarla konușuyorlardı…”
Kadim zamanlarda insanlar, gökyüzündeki yıldızlara huşu içinde bakıyorlardı. Yıldızlar onların kulağına, mitler ve destanlar üzerinden evrenin en derin gerçeklerini fısıldıyorlardı. Göksel kürelerin uyumundan söz ediyorlar ve tınılarını dalga dalga yayıyorlardı. Gökyüzünde sonsuz düzenler olarak açığa çıkan her şey, yeryüzünde yansımasını buluyordu. İnsanlar da buna göre, evrenin tanrısal yasalarına ayak uyduruyorlardı. Bugünlere kadar sanata ve tin bilimlerine esin kaynağı olan, Doğu’nun ilk şairi Homeros, İlyada ve Odysseia yapıtlarında tanrılarla insanlar arasındaki karşılıklı konuşmalardan işittiklerini aktarıyordu. Kör olduğu halde, Truva savaşını altılı uyakla evreni kapsayıcı biçimde sonsuzlaştırdı. Dünyanın belleğinden damıtıp kaleme alıyor, evrenden esinleniyordu.
Euritminin dışa vurduğu da, dilin ve müziğin gizli güçleri ile bizleri sürekli nabız atışıyla titreştiren ve canlandıran ritimlerin görünür hale gelmesinden başka bir şey değildir. Öte yandan bunlar da kozmik gök kubbe ile âlemlere demir atmıştır. Evrenin çemberinde dönüp duran yıldızlarla gezegenler arasındaki düzenli karşılıklı iletişim ve ilişki de sonra işitilebilir müzik ve dil olarak ortaya çıkmaktadır.
Yıldızların bize söylediklerini hala duyabiliyor olsaydık, İstanbullu euritmistlerimizin dilsiz konuşmasını da algılayabilirdik. Onlar da tıpkı gezegenler ile burçlar kuşağının sonsuz dansı halinde yıldızlar ve sabit göksel konumlar gibi hareket ediyorlar. Üstelik bu sadece yalın sanatsal bir ifade değil. Siz de izleyiciler olarak bugünkü gösterimizde, tınlayan dil ile müziği algılarınıza destek olarak ara sıra işitebileceksiniz.
Doğal dünyamızla kozmos arasındaki yasaları anlamayı yeniden öğrenmeliyiz. Elbette zaman ölçümüzden önceki sekizinci ve dokuzuncu yüzyılda yaşamış Homeros’tan daha yüksek bir düzlemde. Çünkü insan ancak o zaman kendisini, birlikte yaşadığı insanlarla ve içinde yaşamak zorunda olduğu ve istediği bu dünyayla ahlaklı ve akıllıca bir anlamlı bağlamın içine sokabilir.
Lütfen şimdi de siz, benim yıldızlarımın size söyleyeceklerini ve göstereceklerini izleyin ve anlamaya çalışın.
Roberto Pellacini





